Kaygıyı Azaltarak Başarıya Ulaşmak

Kaygıyı Azaltarak Başarıya Ulaşmak

Kaygı, (kötü bir sonuç doğabilme ihtimaline karşı duyulan üzüntü) hayatımızın her alanında bize eşlik etme yeteneğine sahip bir duygudur ne yazık ki. Yaşamımız boyunca, zaman zaman belirsizliklerle karşılaşabiliyoruz. Eğitim hayatımızın nasıl devam edeceği, iş bulabilme sorunu, bazen de ailemiz söz konusu olduğunda sonucunu kestiremediğimiz durumlarda hep en kötüsü olacakmış hissi bırakmıyor peşimizi. Kaygılanmak en doğal duygu esasında, insanız ve her şeyin sonucunu görmek için acele ediyoruz bu süreçte kötü senaryolar kemirmeye başlıyor içimizi.

Peki, kaygılanmamanın bir yöntemi var mı?

Aslına bakarsanız kaygıyı tamamen azaltmak için bir yol yoktur. İnsanız ve başımıza gelen herhangi bir olayda endişe duymamız gayet olası bir durum. Başarı sağlarken, duygularımızı belli edeceğimiz zaman biraz da olsa kaygı duyarız. Ama tabi ki her şeyde olduğu gibi kaygılanırken de aşırıya kaçmamak gerekir. Eğer oldukça kaygılı biriyseniz, bu duygunuzu bastırmaya çalışmak yerine azaltmanın yollarını arayabilirsiniz. Peki ama nasıl? Bu konuda göz önünde bulundurmamız gereken bir kaç önemli nokta var. Gelin hep birlikte kaygıyı azaltmak için neler yapabiliriz birlikte konuşalım.

Nasipten öte yol yoktur.

İlk olarak söylemek istediğim, olumlu yada olumsuz bir durumun sonucunu beklemek en çok kaygılandığımız anlardan birisidir. Örneğin; bir iş başvurusu yahut bir sınav sonucu beklerken fazlaca kaygılanmak yerine olacak olanın bizim için en hayırlı olduğunun bilincinde olmalı ve her sonuç için kendimizi hazırlamalıyız. Çünkü bazen bizim hayır olarak gördüklerimiz şerh olabilir.

İçinizdeki duyguyu siz büyütürsünüz.

İçinizde sizden iki tane olduğunu düşünelim. Biri kaygılanan, endişelenen hatta zaman zaman inancınızı kaybedip umutsuzluğa kapılan siz, bir diğeri de her durumda umut dolu, elinden geleni yapmış vicdanen rahat ve her sonuca hazır olan siz. İçinizdeki bu iki sizden hangisini beslerseniz onu büyütürsünüz. Kaygılı olan, sizi aç bırakın ki büyüyüp sizi etkisi altına alamasın. Kaldı ki sizi istediğiniz alanda başarıya ulaştırabilecek olan kaygılı olan siz değil umutlu sizdir.

Kaygıyı Azaltmak İçin Sürekli Bir Şeylerle Meşgul olun.

Bir işimiz bittiğinde hemen diğerine koyulmalıyız ki beynimiz sürekli bir şeylerle meşgul olsun ve kaygıya yer kalmasın. Tabii bunu bir plan program çerçevesinde gerçekleştirmeliyiz. Bu, bizi hem tembellikten alıkoyar, hem de işlerimizi zamanında halletmiş oluruz. Ve emin olun ki gerek beynimizin gerekse elimizin bir şeylerle meşgul olması (kendimize eziyet etmeden, dinlemeyi bilmek şartıyla) bizi içinde bulunduğumuz kabz halinden kurtaracak, ruhumuza da iyi gelecektir.

Affedin!

Evet, biz insanlar toplumumuzda ki kişilerle zaman zaman anlaşmazlığa düşebiliyoruz. Bu kişiler en yakınımızdakiler olduğunda da durumu kabullenemiyoruz ne yazık ki. Çatıştığımız süre zarfında yalnızca karşımızdakine değil kendimize de büyük zararlar veriyoruz aslında. Bu anlarda uzlaşmaya değil de çatışmaya gitmek bizi kaygıya sürükler ve içinde bulunduğumuz durumu daha da büyütür. Bu yüzden affetmek Kaygıyı azaltmak için en iyi yöntemlerinden biridir. Affetmek yalnızca karşımızdaki kişi için değil kendimiz içinde çok önemlidir.

Sosyal Medya Zehirlenmesi

Daha önce ördek sendromunu duymuş muydunuz? Gerçek hayatta o kadar da mutlu, huzurlu olmayan insanların sosyal medya da en güzel, en özel halleriyle karşılaştığımızda bunun gerçekliğine inanıyor ve kendimizin neden böyle olmadığını sorguluyoruz. Bu da bizi kaygılı olmaya sürüklüyor Oysa ki biz sosyal medyada ki hayatlarla kendimizi karşılaştırmak yerine yalnızca kendi hayatımıza bakmalı ve onun en güzel yönlerini ortaya çıkarmalıyız.

Ayrıca her birimiz sosyal medya da oldukça fazla zaman geçiriyoruz ve bu geçen zaman bizi işlerimizi bitirmekten alıkoyuyor ve başarıya giden yolda kaygılanmamıza sebep oluyor. Unutmamalıyız ki! Kısıtlı bir ömrümüz var geçen  zamanın telafisi yok. Sosyal medya da ki keşfetten kafamızı kaldırıp asıl keşfedilmesi gerekenlere odaklanmak bizi başarıya götürebilir.

Carpe Diem!

Genel olarak kaygılandığımız durumlar ya geçmişte ki keşkelerimizden ya da gelecekteki acabalarımızdan kaynaklanıyor. Ama artık geçmiş için yapabileceğimiz bir şey yok aldığımız yanlış karar bize tecrübe olarak geri döndü. Ve gelecek içinde yapabileceğimiz tek şey hedefimize giden yolda kaygıyı azaltmak için gereken her neyse yaptıktan ve oluşabilecek sorunlara karşı tedbirimizi aldıktan sonra gerisi yalnızca tevekküldür.

Ayrıca kaygılandığımız o geleceğe ulaşabileceğimizin de garantisi yok üstelik. Ölüm her daim var bunu unutmamalıyız. Bu yüzden bu günümüzü kaygıya kurban etmemeliyiz. Bu yolda varış yeri belli önemli olan süreci güzel geçirebilmek.

Son olarak söylemek istediğim, uyandığımız her yeni gün bize bahşedilmiş yeni bir şans, her aldığımız nefes yeni bir başlangıçtır. Yılların uğurlusu uğursuzu olmaz, her zaman kendi seçimlerimizin sonuçlarına katlanırız.  Bunların bilincinde olduğumuz ve kaygıdan uzak bir yıl diliyorum herkese… Hoşça kalın!

About Esra Ekşi

Ben Esra, İngilizce Çevirmenlik son sınıf öğrencisiyim. İstanbul'da yaşıyorum. Uzun zamandır okumaya, öğrenmeye olan merakım beni yazmaya sürükledi. Ve yazmak da bir çeşit terapi haline geldi benim için. Bunun öncesinde yazdıklarım yalnızca kendime özeldi ama bundan sonra yazdıklarımı paylaşarak farklı kalplere dokunabilmek ve biraz olsun yararlı olabilmeyi amaçlıyorum. Bu yüzden bu platformdayım.