Gereksiz Kaygılardan Kurtulmak

Hepimiz bir çok şeyden kaygılanmışızdır hayatımızda. “Az sonra kötü bir şey olacak” gibi cümleler kurarız veya bizi kaygılandıran şeylerden kaçınmaya çalışırız. Örneğin “Başka insanlar ne düşünür?” diye aklımıza sorular getirdiğimizde, yapmak istediğimiz işten kaçınırız. Karşı taraftaki insanlar bizimle sert konuştuğu anda, “Acaba şu sözleri söylesem, kırar mıyım?” diye de düşünüyor olabiliriz. 

Peki aslında kaygı nedir?

Kaygı, aslında bir şeyden kötü bir sonuç doğacak diye duyulan endişe veya tasa, bilindik ifadeyle vesvesedir.

Fiziksel belirtileri kalp atışının hızlanması, baş dönmesi, terleme ve titreme gibi benzer belirtileri sıralayabiliriz. Herkeste farklı olmaksızın, aynı olan şey ise, endişe duygusudur.

Peki bu kaygı neden oluşuyor?

Hayatımızda bir çok olaylarla karşılaşırız, bazıları iyi ve bazıları kötüdür. Ama ne yazık ki, kötü olaylar yaşadığımızda, zihnimizde o yaşanmışlık ayrı bir yer alır. O olayı öyle bir kutuya koyup, zihnimizde saklarız ki, hiç istenmedik anda, o kutu kendiliğinden açılabilir hale geliyor. Neden kötü duygular üzerine bu kadar az hakimiyet kurabiliyoruz da, iyi duygularla gül gibi geçinebiliyoruz? 

Farkı çok net ortada değil mi? Kalbimiz neyle mutlu ise, onunla iyi geçiniyor. Ama kötü bir durum veya olay yaşandığında, kalbimiz beklenmedik bu hareketten dolayı şok olur. Bir nevi alarm sesleri yükselir zihnimizde. “Bu böyle neden oldu?” diye zihninin seslerini işitirsin. Böylelikle bu olayı en derinlerine saklarsın ve asla da üzerine bir daha düşmezsin.

Hata 1

Üzerine düşülmeyen duygular, kötü duygular, bir kötü huylu tümör gibi beyninin her tarafını sarar. Durduk yerde insanlardan korkmaya veya insanları incitmekten korkmaya başlarsın. Neden mi? Eskiden yaşadığın o olay vardı ya hani, arkadaşının seninle dalga geçtiği o an. İşte tam da bu olay yüzünden, bu hale geldin. 

“Olamaz!” deme. Yaşadığın kaygılarının öyle bir yerden çıktığını bir bilsen, sen bile şaşırırsın. Halbuki zamanında bu konu üzerine fazlasıyla gidip, kendin çözüp, zihnine bırakmasaydın, şuan bu kötü huylu tümör yayılmayacaktı.

Hata 2

Yaşadığın bir çok olaya vermen gerektiği tepkiyi vermediğin için de, bu kaygıyı yaşadığını biliyor muydun?

Duygularını muhattabına iletmediğin sürece, içindeki o kutular daha da fazla birikir. Eğer bir duruma sinirleniyorsan, aşırıya gitmemek üzere, bunu karşı tarafa bildirmelisin. İçinde ne varsa söylemelisin. Hiç bir şeyi içinde saklamayacak şekilde dışarıya vurman lazım, yoksa o tüm söyleyemediğin kelimeler bir gün içinde birikip, patlar. Bu durum sana daha da kötü bir şekilde geri gelebilir. Kaygı bozukluğuna kadar gitmek istemiyorsan, bunlara dur demen lazım.

Hayatı daha da yaşanır kılan şey nedir? Zenginlik mi? Yoksa huzur mu? Eminim huzur olmadan ne zenginliğin tadını çıkarabilirsin ne de hayatın. Huzurumuzu en çok kaçıran şeyler ise, zihnimizin çok fazla ve gereksiz konular üzerine durduğu olaylardır. Bazen insan düşünmeyi kapatma düğmesi olsada, kapatsa diye düşünüyordur hayatının bir çok alanında. 

Asıl kaygılardan kurtulma yolu, duyguları yaşamaktan geçiyor. Dünyaya yaşamaya gelmedik mi? O zaman mutluluğumuzda nasıl haykırıyorsak, üzüntümüzde de haykırmamız lazım. İnsanlar ne diye değil, içindeki o özgür ruhunun ne düşündüğüne bak. Çünkü mutlu olması gereken o, yani sen. Başkaları değil. Eğer yine kaygılandığını hissediyorsan, o zaman bu alarm sesine kulak ver. Çünkü bu alarm, içinde yine tam çıkamamış veya üstüne gidilememiş bir duygunun var olduğuna işarettir. 

O duyguyu bulmak için de, eline bir kağıt kalem al, yaşadığın ve hissettiğin her olayı yaz. Yazdığın bir olayda, içinde değişik his veya memnuniyetsizlik, yazmak istememe gibi bir his oluşuyorsa, anla ki asıl o konunun üzerine gitmen gerektiğini! 

Haydi daha fazla zihninin seni yönetmesine izin verme! Sen muhteşem bir yaratılışa sahipsin. Böyle küçük vesveselerle hayatını karartma. Hiç bir düşünce, senden daha güçlü olamaz. 

Hz. Mevlana ne diyor;

“Kendini küçük görmeyi bırak. Sen yürüyen evrensin.”