Tutkumuzu Nasıl Buluruz?

Hayat akışında etrafımıza baktığımızda çoğu insanın mutsuz olduğunu görüyoruz. Kimi işini sevmiyor, kimi hayatından memnun değil, kimi de istediği şeyleri yapamamaktan şikayetçi. Aslında şikayetçi  oldukları durum yaşadıkları hayattan çok kendilerine olan kızgınlıkları. Hayatları boyunca toplum tarafından  doğru olarak kabul edilen işlerin arkasından gitmişler. Doğru olanı yaptıklarında mutlu da olacaklarına inanmışlar. Peki bu mutluluk arayışımızı doğru yerde mi yapıyoruz? Mutluluk, hayatınızın amacı  gerçekten dışarıda, yaşam kaygılarında, şekilci bakış açılarında mı gizli? Hayır. O kadar uzakta aradık ki onu kendi içimizde olduğunu unuttuk. O kadar kaptırdık ki  kendimizi dış dünyaya aslında ne istediğimizi, neyden mutlu olduğumuzu kısacası kendimizi unuttuk. Oysa kendi benliğimiz, içimizdeki enerji , istek, dürtü; sizin gerçek potansiyeliniz. Bu potansiyele TUTKU diyoruz.
Herkes farklı tanımlamış tutkuyu. Ama tanımdan çok dikkat etmemiz gereken tutkumuzun ne olduğunu bulmak. Kimimiz tutkumuzun hiç farkına varamadık, kimimiz fark ettiğimiz halde onun çıkmasından korkarak içimize bastırdık. O kadar bastırdık ki onu, çıkmasına izin vermedik. Nasıl mı bastırdık? Çocukluktan beri bize yüklenen toplumsal baskılarla, hayat kaygısıyla, değer yargıları ile… Bir düşünelim çocukluğumuzu. O zamanlar zihnimiz daha temiz, toplumsal etkenler bizi daha kuşatmamışken hayallerimiz gerçek tutkularımız değil miydi? Çocukken ileride olmak istediğimiz meslekler, yapmak istediğimiz işler ile şimdi arasında o kadar fark var ki. Etrafınıza bir bakın kaç kişi çocukluğundaki, hayalindeki işi yapıyor. Çok küçük bir kısım… Astronot, müzisyen, dansçı, ressam, futbolcu vs. O zaman pek de önemsenmeyen bu hayallerimiz aslında içimizdeki asıl isteklerdir. Zaman geçtikçe maddi kaygılar, toplumun değer yargıları, aile beklentileri bu hayallerin önüne geçti. ”Ciddi iş diye nitelendirdiğimiz bize yüklenen misyonlarla seçtiğimiz hayatlarda yine asıl yaşam amacımızı, tutkumuzu bulmaya çalışarak zaman harcadık. Oysaki  gerçek tutkularının peşinden gidenler mutluluğa ulaşabilenler oldu.
Tutkumuzu açığa çıkarırsak basit olacağına, ciddi işler yapamayacağımıza inandık. Oysa tutkunun da hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından olduğunu göz ardı ettik. Hangi işi yaparsak yapalım, içimizde o işle ilgili tutku olmazsa hiçbir zaman başarıya ulaşamayız. Bir başarı elde etseniz bile aslında sizin gerçek potansiyeliniz değildir. Onun için en basit işi bile yapıyor olsanız tutku ile yapın ki sonrasının ne kadar kolay geliştiğini görürsünüz. Başarılı insanlara baktığımızda onları diğerlerinden ayıran özelliğin işlerini tutkuyla yapmak olduğunu göreceksiniz. İnanın ki tutkularınızın peşinden gitmek o kadar zor değil. Eğer sorun peşinden gitmek değil; benim tutkum yok diyorsanız, yanılıyorsunuz. Gerçek tutkularınız sizin içinizde. Sadece sizin onu hissetmenizi, görmenizi bekliyorlar. Onları bulduğunuzda sizi götürecekleri yerlerin sınırı yok.
Peki bu tutkuyu nasıl bulacağız? Size küçük küçük önerilerim var.
-Çocukluğunuzu düşünün. O zamanlar en çok ne yapmaktan hoşlanıyordunuz? Çocukluk dönemleri  diyoruz çünkü o zamanlar zihnimizin en berrak olduğu ve kendimizi keşfettiğimiz zamanlardı.
-En çok hangi konularda sohbet etmeyi seviyorsunuz? Neleri araştırmaktan sıkılmazsınız?
-Sosyal medyada neleri takip ediyorsun, beğeniyorsun?
-En çok ne hakkında kitap okumayı seviyorsun?
-Hayatta en çok kimin yerinde olmak isterdin? Bu kişi hangi alanda uğraşıyor?
-Bu dünyaya veda ettiğinde hakkında neyden bahsedilmesini istersin?
-Ve en önemlisi gözlerini kapa. Hiçbir kaygın olmadığını, başarılarının garantilendiğini düşün. O zaman ne yapmak isterdin?
Bu soruları yanıtlayınca tabii ki de hemen tutkularını bulamayacaksın. Ama size bu yolda pusula olacak. Yaşam amacı dediğimiz şey meslek, mevki, unvan, değil. Gözlerini kapadığında huzur içinde olmanı sağlayan o histir. Yani yaptığın ciddi iş ile kazandığımız parayla ilgisi yok. İçindeki o his ile tutkunla hayata dokunursan çevrene verdiğin enerji ve içini kaplayan tarifsiz hazdır. Şunu düşünün, tek bir şans verildi size: Hayat. Bu şans; değer yargıları, toplumsal baskı, beklentilerle geçirmek için çok kısa. Bu yüzden bırakmak lazım biraz bunları. Bırakın yüreğiniz gitmek istediği yere gitsin. Korkmayın sonunda mutluluk var.

About Esra

Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezunum. Hukukçu kimliğim yanında insanları motive etmeyi seven, psikolojiyi ilgisi olan bir kimliğim daha var. Motivasyon ruhu ekibi ile de bu kimliğimi size tanıtmak istiyorum.