Kaizen Tekniği ile Ertelemeye Son Vermeye ve Yeni Alışkanlıklar Edinmeye Var Mısınız?

Biz farkında olsak ta olmasak ta hayatımız alışkanlıklar zinciriyle devam eder gider. Bu alışkanlıklar yararlı veya zararlı olabilir. Kötü olduğunu bilse bile insan beyni alıştığını sever çünkü kendini  öyle güvende hisseder. İnsanın kendini güvende hissettiği bu alana psikolojide “konfor alanı“ adı verilmiştir. Aslına bakarsak bu durum bizim tembel yanımızın da hoşuna gider. Bu konuyu araştırırken tembellikle ilgili bir yerde şu cümleyi gördüm ve çok beğendim:

-“Sahip olduğumuz en değerli şey olan hayatımızı üşengeçliğin tatlı huzuru için feda ederiz.”

Üşengeç bir boğa burcu olarak o tatlı huzuru o kadar iyi tanıyorum ki, ?

Soğuk kış sabahlarında,

iş sonrası akşam  eline kitap almaya niyetlendiğinde,

yürüyüş için hazırlanacağın sırada,

biraz canın sıkkın olduğunda,

diyet yapma kararı aldığında…

Üşengeçliğin o tatlı huzuru böyle anlarda öyle sıcacık sarmalar ki biraz iradeniz zayıfsa, o işi yapmak için yeterince güçlü bir sebebiniz yoksa ve “hadi kalk” diyeniniz de yoksa yapmayı düşündüğünüz işi erteleyiverirsiniz ve içinizi rahatlatmak için çeşitli cümleler kurarsınız.

“şimdi canım sıkkın masaya otursam da çalıştığımdan verim alamam zaten”

“Cansu’nun doğum günü de geçsin sonra kesin diyete başlıyorum hiçbir güç beni engelleyemez. (hala diyete başlayamadı)

“Hava çok sıcak en iyisi yürümek yerine akşam evde egzersiz yapayım.” (uyudu)

“Bütün hafta çalıştım zaten bugün dinleneyim enerjimi toplarım evi de yarın temizlerim.”

Motive olma-başlamaya karar verme-üşenme-bahane bulma-erteleme döngüsü alışkanlık haline gelince ne oluyor biliyor musunuz?

Kendinizi bir alana hapsolmuş gibi hissediyorsunuz. (Araba olduğu yerde patinaj yapar, boşa yakıt harcanır ama ilerleyemez ya aynı onun gibi) başladığınız işleri tamamlayamadığınız için özgüveniniz azalıyor, içsel motivasyonunuzu boşa harcamış oluyorsunuz. Bu kısır döngünün sonucunda size iki şey kalıyor:

-zaten olmuyor diyip boş vermek,

-kendine kızmak ve mutsuzluk, 

Yıllardır çok iyi bir erteleyici olduğum için bu döngüyü ve nasıl enerjimi sömürdüğünü çok iyi biliyorum. Bu döngüden çıkmayı  yeni yeni öğreniyorum diyebilirim.

Erteleme konusu pek çok şeyle bağlantılı, konuyu dağıtmadan neden ertelediğimizden biraz bahsedelim istiyorum çünkü nedenini/kaynağını bilmeden erteleme sorununu çözemeyiz.

Ertelemenin önemli iki nedeni var bunlar kendimde de olduğunu fark ettiğim iki şey.

1) mükemmeliyetçilik

2)Yapmak istediğimiz işi ertelemenin arka planda bize bir şeyler kazandırması

Bir işi yapmaya başlayıp ufacık bir pürüzde bırakıyorsak bu mükemmeliyetçilikten oluyor.

”Ya hep ya hiç” mantığıyla hareket eder mükemmeliyetçiler. Doğru şartların en doğru zamanda bir araya gelmesini beklerler ve bir türlü işe başlayamazlar sürekli ertelerler. Oysaki bütün başarılı insanlar ilk adımı hemen atan ve az da olsa  bir şeyler yaparak (hatalar dahil) ilerleyen kişilerden çıkmıştır.

İkinci duruma gelirsek; yapmak istediğimiz iş sevmediğimiz bir işse onu yapmamak için ertelemek bizim daha çok işimize gelir. Yapacağımız işin sonucunda sorumluluk varsa arka planda o sorumluluktan kaçtığımız için işi erteliyor olabiliriz. Mesela kendi işimi kurmak istiyorumdur ama arka planda  bunun  getireceği yoğunluktan kaçtığım için işle ilgili planlarımı uygulamayı erteliyor olabilirim.

Yeni bir alışkanlık kazanmanın önündeki engel erteleme olduğu için önce ondan bahsettim.

 Şimdi gelelim asıl konuya yani bu erteleme kısır döngüsünden kurtularak nasıl yeni alışkanlıklar edineceğimize.

       Japonların bu konuda uyguladığı Kai-zen diye bir teknik var.

Kaizen kelimesi, Japonca değişim anlamaına gelen “kai” ve iyileştirme anlamına gelen “zen” kelimelerinden oluşuyormuş. Değiştirmek istediğin konuda sürekli iyileşmeyi hedefleyen bir teknik kaizen tekniği. Hangi konuda alışkanlık kazanmak istiyorsan o konuyla ilgili, 

-her gün aynı saatte

-ve sadece 1 dakika

bir şey yapıyorsun. Bu sadece başlangıç için tabi sonrasında bu süre yavaş yavaş artıyor. Güzel olan kısmı bu süreyi artırmayı zorunluluktan değil isteyerek yapıyor olman.

İngilizce öğrenmek isteyen birisi,

“her gün saat 20.00 de sadece 1 dakika İngilizce kitap okumaya karar veriyorum” diye başlayabilir. Kaizen tekniğini ilk öğrendiğimde “sadece 1 dakika mı, o da çok az canım” diye düşünmüştüm. (tam bir mükemmeliyetçi gibi yani)

Sadece 1 dakika neyi değiştirebilir ki?

Hatırlıyor musunuz başta beynimizin değişimi pek sevmediğinden bahsetmiştim. İşte tam da bu yüzden 1 dakika ile başlıyoruz. Sessizce ve sakince bu alışkanlık değişimini yapabilmek için çok küçük bir adım atıyoruz: Sadece 60 saniye. Gürültü patırtı çıkartırsak bir anda düzeni bozmaya kalkarsak beynimiz direnir ve tabi ki yılların alışkanlığı galip gelir.

Amacımız çok minik bir farkla bile olsa önceki günkü halimizden daha iyi olmak.

Aslında bu anlayış bizim kültürümüzde de var.

”Damlaya damlaya göl olur.” “İki günü birbirine eşit olan zarardadır.” Sözlerini mutlaka duyanlarınız vardır. Bu cümleler de az ve öz ilerlemenin önemini anlatmak için kurulmuş.

             Bir şey yapmaya karar verdiğimizde en zor kısmı başlamak zaten ve 1 dakikalığına bile olsa o zorluğu yendiğinizde kendinizi başarılı hissediyorsunuz. Sonra o başarma hissinin tadını alınca günden güne o 1 dakikanın süresi 5-15-25 diyerek artıyor. Nasıl tekerlek başta yavaş dönüyor ve bir dönmeye başlayınca momentum etkisiyle iyice hızlanıyorsa işte  bir iyi bir alışkanlığı düzenli bir şekilde  yaptıkça da işler  öyle kolaylaşıyor, akıyor.

Kaizen tekniğini her gün aynı saatte uygulamamızın nedeni belirli bir ritim oluşturmak için. Her şeyin bir zamanının olması tamamen dünyanın bir kanunu. Güneş, ay, mevsimler her şey belirli bir zaman döngüsüyle ritmik olarak ilerliyor. Biz de alışkanlıklarımızı belirli bir rutin içinde yaptığımızda adapte olmamız daha kolay oluyor ve başarı daha hızlı geliyor.

Edinmek istediğiniz alışkanlıkla ilgili başlama kararınızı en çok gördüğünüz bir yere büyükçe yazıp yapıştırın. Kaizen tekniği ile edinmek istediğimiz alışkanlık için bu kararın altına bir çizelge hazırlayıp her gün yaptığımızda üzerine tik atalım. Böylelikle o başarma hissini daha çok yaşarız. Başarma hissi istikrarlı olabilmemiz için bizi motive eder. Yazmanın ve görmenin gücü çok başka ve denemeye değer.

O zaman hepimize pozitif yönde istikrarlı bir hayat diliyorum. ?

About Hatice Kubra Kus

Kendimi bildim bileli okurum ve yazarım.Tutku, bir işi yaparken etraftan soyutlanarak sadece o şeye odaklanarak yapmakmış.Ben de yazarken böyle olduğunu farkettim.Okuma ve yazma tutkumu faydalı olmak için kullanmak istiyorum ve motivasyon ruhu ekibine katıldım?