Transaksiyonel Analiz

Transaksiyonel Analiz

‘İnsanlar dünyaya prens ve prensesler olarak gelirler. Ancak daha sonra kurbağaya dönüşürler.’ Felsefesinden yola çıkarak yaş aldıkça kurbağalaşan bizlere tekrardan prens ve prenses olmamız için bir yaklaşım sunuyor bizlere.

Transaksiyonel analiz kişiyi biraz öz benliğinde muhasebe yapmaya itiyor. Senden yaşam amacını, eksikliğini hissettiğin duyguları ve en önemlisi hayatındaki ebeveyn etkilerini sorgulamanı istiyor. Çocukluğundan gelenler ne kadar seninle?

Çocukluk, yaşadığımız hayatın en hissedilen tarafı. Hayatımız boyunca doğduğumuz evden, ailemizden izler taşırız. TEA bizlere bazen davranışlarımız altında çocukluk zamanlarından kalma izler taşıdığımızı ebeveyn etkilerini, zihnimizle oyunlar oynadığımızı söylüyor.

TEA duygulardan bahseder: İki çeşit duygu türü biri raket diğeri ise otantik duygudur. Raket duygular bizi gerçeklere kör, sağır eder. Raket duygu çeşitli stresli durumlarda bizlerin sorun çözme becerisine elverişli olmayan çocukluğumuzda öğrendiğimiz o zamanda durumu kurtarabildiği için bu yaşımızda da bilinçsizce uygulamaya çalıştığımız bize iyi ya da kötü pekiştirilmiş ve aktarılmış duygulardır. Otantik duygular ise doğal çocukluk tepkilerimizdir. Tehdit durumunda korkuyu, hoşnutluk durumunda memnuniyeti engelleme ve kayıp durumunda üzüntüyü, zarar durumunda kızgınlığı hisseden bastırılmamış, sağlıklı duygulardır.

İfade edilmeyen, sürekli bastırılan duygular bir süre sonra bize başka sorunlar doğurur. TEA’dan bu anlamda faydalanıp kendimi ve sizleri raket duygularımızı keşfe davet ediyorum.

En stresli durumlarda yaptığımız davranışlar nedir, küsmek mi, öfkelenmek mi, susmak mı, geri adım atmak mı? Biz çocukken sorunlarımızı nasıl çözdük. Bu soruların cevabı bizde işte o zaman raket duygumuzu bulur onunla baş edebiliriz.

Bulduktan sonra, bunalımdaysan kendine şunu fısılda diyor TEA; bunalıma girmeyi ben seçiyorum! Ayrıca diyor ki; kendimize şu soruyu soralım: Ben bunu kendime niye yaşatıyorum? Kendimi hasta etmek için ne yaptım? Kim ne yaparsa yapsın öfkelenmek, kızmak, susmak sizin, bizlerin tercihi kimseyi suçlamadan kendimize soralım sahi neden izin veriyoruz?

Ego durumlarımızın ne kadar farkındayız? Konfor alanından çıkıp kendine bir yolculuk etmek istersen aç Thomas Anthony Harris’den Ben OK’İM Sen OK’sini oku. Ve bu yazıyı okuduktan sonra kendine şunu hatırlat” kendi davranışım bana ait. Ve davranışlarını kontrol edebildiğim tek kişi yine kendimden başkası değil. Dünya nasılsa onunla öyle baş etmeliyim. Benim olmasını istediğim şekilde değil. Bunları keşfederken iç huzurunuza huzur katsın diye açın bir Nil İpek& Can Kazaz’dan kendi halimde düetini dinleyin sevgiler…