Özgün Ol! Özgür Ol!

Özgün Ol! Özgür Ol!

Özentilik ‘ binlerce duygu içeren bu kelime kimisinde tiksinti kimisinde sinir kimisinde gurur barındırıyor. Bana soracak olursanız ben yalnızca acıyorum.

Sorgula

Peki nedir bizi kendimiz olmaktan alıkoyan? Altında yatan ait olma, hiçlik, sevgisizlik, var olma, sayılmak, hoşa gitmek, saygı görmek, hem fiziksel hem psikolojik şiddeti belki ezikliğini gizlemek, çocukluk acıları, yetişkinlik travmaları ve aklıma gelmeyen yüreğimizin, aklımızın kuytu köşelerinde kanayan yaralarımız binlerce duygu mu?

Yolundan Git

Herkesin bir aklı bir yolu var. Kendisine ait olan. Sevse de sevmese de bilmeli ki umutta, umutsuzlukta o yolda ve o yol inan en doğru yol. Bir başkasının hayatı, evi, fikri, zikri, giydiği, yediği, gezdiği yolu öyle emanet ki üzerine insanın bilse taklit eder miydi kendi gibi beşeri ?

İçine Dön

Bence özentilik kavramı aynı şeyleri giymekten, aynı saçı yapmaktan, aynı mobilyaları kullanmaktan, estetikle Nişantaşı sokaklarında binlerce insanla aynı burunla gezmekten, aynı hitabetleri kullanmaktan, aynı yorumlardan çok öte bir konu zaten. Sosyal medya olayına girsem oradan zaten çıkamam. İnsanlar görsel zihinsel klonlama geçirmiş gibi. Ne kadarda aynı ne kadarda sıkıcı! Oysa içimize dönsek kendimizi keşfetsek ne cevherler çıkar içlerimizden kim bilir?

O Duyguyu Bul

Ne çektiysek ve peşimize gelen nesle ne çektiriyorsak özü olmayan özentilerden değil mi? Kolayı seçme vebasına kapılmış gidiyoruz. Araştırsak, okusak, kendimizce yorumlasak ya. ‘Özenti yöneticiler’ yönetimden bir haber ayak olan başlar hani, çalışkan olmayıp çalışkanlığa özenen özendirilen kayıplar kim demiş herkes için çalışkan olmak tek yoldur diye benim gördüğüm en zeki insanlar üşengeç insanlardır (kendime kılıf arıyorum orasını fazla kurcalamayın. :)) Serseri olmayıp beni de aralarına alsınlar diye serseri olan ziyanlar dini yaşamayıp dinin arkasına saklanan, anlamayıp ahkam kesen ahmaklar, ekranlarda hoş aslında içi boş annelik ve babalıklar, rakı masaları, şarap bardaklarıyla var olmaya çalışan yokluklar hepsi ne büyük tehlike aslında değil mi ne büyük hayal kırıklığı ne büyük mutsuzluklar hepsinin özü o binlerce duyguyu yok saymaktan, kendimizi, aslımızı inkar edip özentilik yapmaktan!

Özenti Değil Özenilen Ol!

Toplumsal baskılar, statüler, ortamlar, her şey kendimiz olmaya engel orda bir köy var uzakta o köy senin değil güzel kardeşim! Orda mutlu, parıltılı, tiktaklı, tiktoklu hayatların arkasındaki karanlığı görmüyor belki de aynı olmak uğruna görüp umursamıyorsun. Ama kendin için ama toplum için ama gelecek için kendin olmak fikrini, tarzını, zevkini konuşturmak zorundasın. İlla hayatımda bir özentilik olsun dersen de kendin ol, özenti değil özenilen ol!

Hiçbir Kuş Başkasının Kanadıyla Uçamaz.

Fikir almak, idol seçmek, yapabileceğine inanıp denemek, bunlar çok kıymetli şeyler bunlarla özentiliği karıştırmayın özentilik özendiğiniz yada beğendiğiniz şeyleri yan yatırıp çamura batırmak, ıyyy çok saçma deyip ikinci günü aynı şeyleri yapmaktır. Hayat felsefemizi copy paste üzerine kurmaktır. Fakat beğenmek, örnek almak karalama politikasından çok faydalanmayı , taktir etmeyi gerektirir bunlar seni geliştirir yolunu aydınlatır özentilik ise seni birlerine bir şeylere bağımlı kılar.

Kendini Çok Sev

Kendini sev çünkü her şey burada başlıyor sen kendini çekip çıkarmazsan o duyguların içinden sen bulamazsan eğer seni kim bulabilir bu kara delikte seni? Ve bir parça bırakıyorum aşağıya ünlü düşünür. Tarkan’dan BAŞKASI OLMA KENDİN OL BÖYLE ÇOK DAHA GÜZELSİN! Bu arada Tarkan’a bakmayın siz oynayın şıkıdım şıkıdım öyle en güzeliz…

https://www.youtube.com/watch?v=AsL8sViwGgo&list=RDAsL8sViwGgo&start_radio=1