İş Hayatında Özgüven

İŞ HAYATINDA ÖZGÜVEN

İŞ HAYATINDA ÖZGÜVEN SAĞLAMAK

Özgüven, kelime manası olarak kendine inanmak demektir. Özellikle toplumumuzda gerek genetik gerekse de çocukluk baskıları yüzünden bireylerin çoğunda özgüven problemi vardır. Bu problemin ana sebebi büyürken karakterimiz olan edilgen ve reaktif davranış biçimidir. Özgüven sahibi kişiler, yaptıkları ve/veya yapacakları herhangi bir şey ile alakalı farkındalık düzeyleri çok yüksektir. Neden yapacaklarını çok iyi bilirler. Yaptıklarında elde edeceklerini, yapmadıklarında ve/veya yapamadıklarında neler öğreneceklerini çok iyi bilirler. Ama burada en önemli unsur ise yaptıkları işte anlam bulurlar. Eğer yaptığınız işte anlam bulamıyorsanız ve/veya anlan yükleyemiyorsanız muhtemelen o işi zorla ve isteksiz yapıyorsunuz demektir.

İş hayatında özgüven sağlamak, tabi ki mümkün ancak öncesinde bu yaptığımız ve/veya çalıştığımız iş ile alakalı kendimizi ne kadar örtüştürüyoruz buna çok derinlemesine bakmak lazım. Sadece yaptığımız ve/veya çalıştığımız iş değil, iş ile alakalı ortam, müşteriler, tedarikçiler ve sektörde bu tanımı ciddi şekilde etkilemektedir.

İş hayatında özgüven sağlamak için önce kendimizi çok iyi tanımalıyız. Yeteneklerimiz, meraklarımız, tutkularımız, değerlerimiz vs vs. bunları çok iyi bilmemiz gerekli. Eğer kendimizi tanırsak, kendimize uygun bir iş ve iş ortamını bulma ihtimalimiz artar. Böylece daha en başından İş hayatında özgüveni sağlamaya başlamış oluruz. Bu hem işin en başında hem de çok önemli.

Yaptığım bir çok bireysel seansta -ki öncesinde kendim de böyleydimbireyler toplumda kabul gören, sadece unvan ve para amaçlı, hatta ve hatta işsizliğin artması ile beraber “ne iş olsa yaparım” gibi bir şekilde iş hayatına atılmaya çalışılması ile beraber, tutkusuz, zorla çalışılan, bir an önce akşam olmasını bekleyen, bir an önce hafta sonunun gelmesini bekleyen, yılda 2 haftalık izin için aylarca nefes almadan çalışan köleler haline geldik. Bunun sebebi açık açık ortada. Hem kendimizi tanımamamız hem de kendimize uygun bir işi bulma çabasında olmamamız.

Peki soruyorum sizlere sabah işe gitmek için alarmı kurup 10 defa erteleyen birisi, sırf uyku için kahvaltıyı bile yapmayan birisi, akşama kadar zorla çalışan ve hem işten şikayet edip hem de hala o işte çalışmaya devam eden birisi için özgüven hakkında konuşmak mümkün mü? Tabi ki değil. “İnsanların çoğu 25’inde ölür, 75’inde gömülür” der Andrey Tarkovski.

İNSANLARIN ÇOĞU 25’İNDE ÖLÜR 75’İNDE GÖMÜLÜR

Hadi gelin bu döngüyü tersine çevirelim ve İş hayatında özgüven sağlamayla alakalı neler yapabiliriz ona bakalım.

  • Değerleriniz: Sizin için en önemli ilk 10 değeri belirleyin.

Değerlerinizi fark ettiğinizde, sizin için önemli olan şeylerin ne olduğunu görmüş olursunuz. Eğer yaptığınız işin ve çalıştığınız kişilerin değerleri sizin değerleriniz ile örtüşüyorsa İş hayatında özgüveni sağlayabilirsiniz. Tam tersine örtüşmüyorsa zaten orda çalışmak sizin için yeterince zordur be bu işyerinde özgüvenden bahsedemeyiz. Örnek olarak;

Tutku sizin için bir değerse, unvan yada maddi çıkarlar sizi ilgilendirmeyecektir. Size istediğiniz kadar maaş ve kariyer imkanı verseler bile tutkuyla yapacağınız bir iş yoksa sizin özgüvenli olma şansınız yok.

DEĞERLER LİSTESİ
  • Kişilik tipinizi bulun. MBTI veya Enneagram gibi testleri ile bunu bulmanız mümkün.

Kişilik tiplerinizle şimdiye kadar oluşmuş karakterinizi görmüş olursunuz. Bu karaktere uygun işler yada iş ilişkileri sizi her zaman olumlu olarak etkileyecektir. Bu durumda sizde İş hayatında Özgüveni sağlamış olursunuz. Eğer siz dışa dönük bir karaktere sahipseniz, iletişim kurmak, anlatmak, etkilemek istersiniz. Böyle birisi sabahtan akşama kadar bilgisayar başında iş yaparsa işiyle alakalı özgüvenden bahsetmek anlamsız olur.

  • Yetenekleriniz fark edin?

Çok az insan yeteneklerinin farkındadır. Çünkü toplum olarak kendimizi fark etmekten çok uzağız. Bu sebeple hangi işte ustayız hangi işte gerek mental olarak gerekse de fiziken yeterliyiz bilmiyoruz. El becerisi olan birisinin terzi değil de taksici olduğunu, ticari zekâsı olan birinin tüccar değil de öğretmen olduğunu, yardımsever birinin hemşire değil de mühendis olduğunu düşünün. Sizce bu durum nasıl bir sonuç ortaya çıkartır. Dolayısı ile nereye ait olduğumuzu bulmamız lazım. Yeteneklerinizi fark etmek için geçmişinize bakmak size yeteri kadar done sağlayabilir.

BEN KİMİM?
  • Yaptığınız iş için kendinizi sürekli güncelleyin.

Dünya çok hızlı değişiyor. Bill Gates diyor ki; “Son 50 yıldaki değişim, önümüzde 10 yılda gerçekleşecek”. Çok hızlı değil mi? Dolayısı ile kendimizi sürekli geliştirmeli ve güncellemeliyiz. Bu arada be gelişim ve değişim sadece iş alanı ile sınırlı kalmamalı. Hem zihinsel hem de fiziksel olarak kendimizi zinde tutmalıyız. Çünkü kendisine iyi bakamayan işine de iyi bakamaz.

KENDİNİ GELİŞTİR
  • Kendimizi zorlayın.

Bazen gerek işimiz gerekse de kendimiz ile alakalı farklı deneyimleri yaşayın. Kendinizi zorlayın ama gerçekten zorlayın. Çünkü açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. Bu sebeple kendimizi zorladıkça sınırlarımızı fark ederiz. Aslında fark ettiğimizi sınırımız değildir, yapabildiğimiz en zor şeydir.

KENDİNİZİ ZORLAYIN
  • Sosyalleşin.

İnsan sosyal bir varlıktır. İletişim ve etkileşim yaratılışında vardır. Bu sebeple sosyalleşmek insanı ciddi şekilde olumlu etkileri olan bir eylemdir. Ayrıca sadece dertleşmek değil, çözümler aramak, farklı deneyimler kazanmak ve sosyal olmanın verdiği sinerji ile şarj olmak mümkün. Buda bizim ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi bulmamıza vesile olur. İnsanın bireysel olarak kendine önem vermesi, iş hayatında özgüven sağlamak adına ciddi olumlu etkileri olacaktır.