Zaman Yönetimi

  Zaman;sihirli,aceleci,korkutan,rahatlatan bazen de saran sarmalayan,yaraları iyileştiren.Zaman düşmanımız mı?Dostumuz mu?Ya da hiç zamanla dost olmaya çalıştık mı? Aslında düşman olduğumuz ‘zaman ‘ kavramı değil;sinirlendiğimiz,telaşa kapıldığımız şey zamanın bize yetmeyişi yani kıtlığı.Bu demek oluyor ki biz tam olarak zamana ya da zamanın hızla geçip gidişine  hayıflanmıyoruz biraz kendi tembelleğimize,disiplinsizliğimize,planlı ve düzenli olamayışımıza kızıyoruz.Çünkü zaman öyle bir servet ki harcadığın kısmını yerine geri koyma ihtimalin yok.Bu asırlar önce de böyleydi,şuan da böyle,asırlar sonra da böyle olacak.Bir saniye bile geriye alamıyorsak zamanı,en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekir.İşte böylece karşımıza ‘zaman yönetimi‘ diye bir kavram çıkıyor.Zaman yönetimi,ilk kez Danimarka’da iş dünyasındaki meşgul yöneticilerin zamanlarını daha iyi kullanmalarını sağlamak için ortaya çıkan bir eğitim aracıydı.Şimdi ise dünyanın dört bir yanına yayıldığını hatta kendisinin bir sektör haline geldiğini  söyleyebiliriz.Seneler içinde insanların zamanı daha etkili ve verimli kullanmaları için birçok kuram ortaya atıldı.Bu kuramların olumlu  yönleri olduğu gibi eksik kaldıkları noktalarda vardı.Örneğin:Kendini toparlama yaklaşımı (DÜZEN):Bu yaklaşım yaşamı 3 kategoride  düzenlemeyi hedefliyor. Nesneleri,görevleri ve insanları düzenlemek.Burada amaç düzensizliğin hayatından çaldığı zamanı  en aza indirmek.Ancak düzen ya da düzenlemek araç olmaktan çıkıp amacın haline gelirse mesela  zamanını  sadece nesneleri düzenlemeye ayırırsan hedeften şaşarsın.

     Mesele şu ki;biz zamanı çoğaltmaya,arttırmaya çalışıyoruz.  Zaman, dünya üzerindeki tüm insanlara eşit şekilde paylaştırılan tek nimet.İlgilenmemiz  gereken konu, zamanı nasıl değerlendirdiğimiz.Niceliğinden çok niteliği .Tam burada bahsetmek istediğim bir şey var.

  PARETO YASASI (80/20 KURALI):Zamanın %80’i sonuçların %20’sini,zamanın %20’si sonuçların %80’ini oluşturur.Yani biz zamanın sadece %20’sini verimli kullanıyoruz.Geriye kalan %80’i hayatımız için önemli olmayan  çok sayıda işle uğraştığımız bir dilim.Bu kural bence çokça alışık olduğumuz  ve yaşadığımız bir şey.En basiti sınava bir hafta kala öğretmen duyuru yapar,ama çalışmayı son akşama bırakırız.(Günü güne çalışalım,üzülmeyelim gençler:)) Ya da hazırlamamız gereken bir ödev vardır.Ancak, ödev için verilen zamanın sadece %20 sinde aktif ve verimli oluruz.Çünkü paretto yasası:)Demek ki  bu ödev için verilen zamanı sadece yarıya indirerek üretkenliği  iki katına çıkarabiliriz.

   Ertelemekten vazgeçmeli,bir işe başlamamız gerekiyorsa vakit kaybetmeden başlamalı ,bilinçli dikkatimizi çalıştığımız iş üzerinde toplamalıyız.Algılarımız açık ne yaptığımızın farkında olarak ilerlemeliyiz.Böylece %80 lik zaman diliminden kazanç sağlamış oluruz.

    Zamanımızı yönetmek,kontrol altına almak istiyorsak zaman tuzaklarının (gereksiz ayrıntılar,içi boş sohbetler,uzun telefon konuşmaları, tv başında geçirdiğimiz saatler,niteliksiz arkadaşlıklar) farkında olmalı ve bunlara karşı gardımızı almalıyız.Hayatımızı planlamalı ancak ayrıntılar denizinde boğulmamalıyız.Bu işi abartıp her şeyi zaman kaybı olarak görmekten ve saatler,dakikalar,saniyeler  sürekli akıp geçiyor ben ne yapıyorum, zamanımı boşa mı harcıyorum gibi  panik halinde  varolan enerjimizi  tüketmekten vazgeçmeliyiz.Evet zaman akıp geçiyor,ama önemli olan senin geçen zaman içinde neler yaptığın,ne kadar nitelikli bir yaşam sürdüğün.Hayatta bazı küçük ayrıntılar ,günlük koşturmalardan kafamızı kaldırıp nefes aldığımız pencereler vardır.Zaman kaybı diyerek enerji aldığımız bu pencereleri ortadan kaldırırsak ,elimizde kalan fazla zamanın (!)  bizlere faydadan çok zarar vereceği kanaatindeyim.Doç. Dr. Nezahat Güçlü’nün dediği gibi ‘Zamanımızı kontrol altında tutmak için gözümüzü saatten ayırıp işlerimize ve önceliklerimize odaklanmalıyız.’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir