Kaliteli Zihin

Uzun süredir zihnimde merak uyandıran bir konu var.!

İnsanın yaşam içerisinde, aile, eğitim, toplum, örgütsel yapılar gibi etkisi altında kaldığı tüm çevresel etkenler ve bu etkenlerin yol açtığı zihinsel  ve yapısal değişimlerle doğduğunda, kendisi ile birlikte getirdiği ‘benzersiz’ ve ‘biricik’ olma özelliklerini zamanla kaybettiğini ve yaşadığı toplumun dayattığı standart bir insana, adeta bir otomatik pilota dönüşmek durumunda kaldığı sorunsalıdır.

Ve bunu göz ardı edemeyiz öyle değil mi?

Bir bebek dünyaya geldiğinde, zihnin merkezi olan beyin diğer organlardan farklı olarak fonksiyonu, sonsuz bir potansiyel olarak dünya ile temas kurar. Beyin, dış dünya ile karşılaşmaya başlar başlamaz, şekillenmeye başlar.

Şöyle ki; yeni doğan bir bebeğin beyninde, bir yetişkine oranla çok daha fazla sayıda nöron ve sinaptik bağlantıları vardır.!

Beyin ve sinir sistemini oluşturan hücreler olan nöronların uzantıları, duyu organları aracılığı ile gelen uyarılarla bağlantı kurar ve sinaptik bağlantı dediğimiz yapıyı oluştururlar. 
Bu yapı, elektrik akımı ile çalışır ve elektrokimyasal nehirler bütünü olarak işler. Beyin, oldukça karmaşık ve milyarlarca elektrokimyasal nehirler yatağı ile donanmıştır.

İstisnasız her insan, kendi zihninin manipülatörüdür.!

İnsan yaşamı boyunca doğası gereği, kaliteli zihin arayışındadır aslında. Bir bakıma insan en iyisi olmak ister, en bilgini, en zekisi, en doğrusu olmak ister. İşte tam bu noktada sizler için kaliteli zihin yazımı hazırladım.

Zihin elbette felsefi, teolojik ve psikolojik açılardan yani farklı disiplinlerle ve daha geniş kapsamda ele alınabilir.

 Bu yazıda, kendi zihinlerinin insanlar üzerindeki etkisini somutlaştırarak, zihnin ‘fark edilmesi’ çabası olmadığında, insanların kendi zihin faaliyetlerinin olumsuz etkisi altında kalarak, nasıl da farkına varmadan bu durumu ‘normalleştirdiklerini’ ve insanda, bellek, anlayış, kavrayış ve algılama yetisi olan zihnin işleyişinin farkında olmanın öneminden bahsettim.

Yeni doğan bir bebeğin beyninde çok sayıda sinaptik bağlantı olsa da, bu bağlantılar bebek henüz herhangi bir yaşam deneyimi kazanmadığı için ‘etkili’ bağlantılar değillerdir.

Bebek, yaşam deneyimi kazanmaya başladığı an itibariyle, yaşadığı deneyimle bağlantılı olarak beynindeki bazı sinaptik bağlantılar güçlenir, yeni sinaptik bağlantılar oluşur veya bazıları devre dışı kalırlar.

Öyleyse zihin,  yaşamsal fonksiyonların kazanımları aşamasında karşılaştığı tüm yapı ve durumlar olgusunda sıradanlık kazanma eğilimindedir.


Zihin, algılamayı, isimlendirmeyi, belleği, karar verme süreçlerini, anlayışı ve kavrayışı içine alır. Zihnin tanımı bilimsel açıdan zordur çünkü zihin tanımlanırken yine kendi zihni kapasitesi içinde tanımlanmaya çalışılıyor olacağı için, ötesi görülemez.

Bilimin geldiği bugünkü noktada, zihnin nerede olduğu sorusunun cevabı net değildir. Çünkü yapılan deneylerde, beynin önemli bir bölümü (%80’i) çıkarılmış deneklerde, belleğin hâlâ var olduğu ispatlanmıştır. 


Yani zihin, bedeni içine alan ve bedeni de aşkın, bir konumdadır. Günümüzde zihin-beden ayrımı (düalistik görüş) değişmiş ve yerini ”bütünsel bakışa” çevirmiştir.

Bazı parametrelerce zihni,  doğru eğittiğimiz noktada daha olgun, daha yaşamla bağdaşabilir bir  zihin elde etmiş olacağız. Bu doğrultuda insan yaşamı bir enformasyon ağıdır diyebiliriz.


Yani kendimizi tanıma evresi içerisinde belirli bir yaşa geldiğimiz noktada, bir takım sorular ve çözüm arayışları doğrultusunda kaliteli bir zihin elde etmiş olacağız. 


Bunu ise;  kendimize ” ne olmak istiyorum “, ” ne yapmalıyım ” gibi sorular ile kendimize vereceğimiz cevaplar oluşturacaktır. Olmak istediğimiz profil için kendimizi eğitmeliyiz. Gerek düşünce yapısıyla gerek bir takım araştırmalar sonucunda eğitimler alarak çok daha doğru bir adım atmış olacağız. 


Ben bu noktada azimli, hırslı, tuttuğunu koparan bireyleri hep sevmişimdir. Çünkü insan, bir başkası yerine kendi bilinci ve kendi zihni adına adımlar atarak bu hayattaki varlığını duruşunu ispatlamış ve yeniliklere kendini kaptırmış olacaktır.

Bu harikulade bir davranış.


Öyleyse zihnimizi kalite adı altında toparlayabiliriz. Çoğumuz en iyisi olma peşindeyken aslında kalite arayışındayız bir bakıma da. Kişiliğinizin yansıması olarak kalite, bireyin zihnini avuçlamış bir maniple eylemidir.


Size güzel tavsiyeler vermem gerekirse;


” GÜLÜMSEYİN “


” DOĞRU OLUN “


” KENDİNİZİ SEVİN “


” NE OLMAK İSTEDİĞİNİZİ ASLA UNUTMAYIN “


” ENERJİNİZİ YÜKSEK TUTARAK BU HAYATI KUCAKLAYIN “

Günümüzde ‘zihin’ önemli bir konu haline geldi ve bununla birlikte modernizm insanı nesne haline getirdi. Sanayileşme süreci ile birlikte hızlı karar alma zorunluluğu ortaya çıktı. Karar alırken, daha derin düşünmek, bağlamsal düşünmek, tasavvufi tabir ile ‘mütefekkir’ olmaya zaman kalmadı. 


Bu anlamda böylesi kendine yabancılaşmış bir otomatik pilot haline gelen insanın, “kaliteli zihni” kavrayışı zorlaştı. İnsanların bu otomatik pilottan çıkıp esnek düşünebilen, olayları tek bir anlama bağlamayan, yani çok anlamlılığı içselleştiren bir formasyon kazanması gerekiyor.


İnsan kendini tanıma ve keşfetme gayreti içinde olursa, farkındalıklı bir yaşamı benimseyebilir ve kendi öz değerleri ile yeni bir yaşam inşa edebilir. 

Zihninize iyi bakın..!

Kendimizi Doğru İfade Etme

instagram sayfamız